![]() |
Siteye Giriş
|
Osmanlı’dan günümüze kalan geleneksel sahne figürlerinden Zenne’liğin en başarılı temsilcilerinden biri olan Diva, 1978 Antakya doğumlu.
Emniyet görevlisi olan babasının sürekli tayinleri nedeniyle değişik şehirlerde geçmiş çocukluğu. Bütün bu gezmeler onun farklı insanlar ve farklı kültürleri tanımasında en büyük etken olmuş.
Liseyi ve üniversiteyi Ankara’da okuyan Diva, dans yaşamına başlamadan önce giyim mağazalarında satış elemanı ve müdür yardımcılığı gibi işlerde çalışmış.
Çocukluğundan beri bir tutku halinde sevdiği dans, tesadüfler sonucunda mesleği olmuş. Ankara Kalesindeki restoranların birinin sahibi olan arkadaşının ısrarı üzerine birkaç gün için başlayan dans serüveni, bugün profesyonel bir dansçı olarak sürüyor.
Burada yaptığı programlar öylesine ilgi görmüş, öylesine beğenilmiş ki, ekstra programlara, özel gecelere hatta Kına eğlencelerine çağrılmaya başlamış.
Diva, 21 yaşında başladığı dans yaşamının bugün zirvesinde. O artık yaz aylarında Fethiye – Bodrum – Marmaris – Antalya gibi tatil merkezlerindeki en büyük tatil köylerinin, en büyük işletmelerin vazgeçilmeyen dansçısı.
Bir yılan kıvraklığına sahip vücudu, elastikiyeti, dansındaki estetiği, sahnedeki duruşu, tavrı ve edasıyla seyredende bir kez daha, bir kez daha seyretme isteği uyandıran bir dansçı.
Bir çok TV programına katılan ve başarıları nedeniyle medyada sürekli yer alan Diva yakın gelecekte, bildiklerini aktaracağı büyük bir dans kompleksini hayata geçirmeyi planlıyor.
Yurtdışına gitmeyi ve orada yapacağı programlarla ülkemizin tanıtımına katkıda bulunmayı hedefleyen Diva, Hollanda’daki bir kulüpte sahneye çıkma hazırlığı içinde.
Benimle Dans eder misin, Beyaz Show, Seda Sayan Show gibi bir çok programa katılan Diva, Fethiye Kayaköy’ü ziyaretinde ünlü şarkıcı Shakira’ya dans etmiş ve O’nu kendisine hayran bırakmış. Kendisi ise özellikle oryantal dansçı Salome’ye hayran. Türkiye’de ise Tanyeli’yi çok beğeniyor.
İşte Diva’nın kendi ağzından birkaç söz;
“Dans benim adeta yaşama sebebim. Dans etmeden yaşayamam, kendimi ifade edemem. O günkü ruh halimle aynı müziği her gece farklı yorumluyorum. Çok ama çok çalışıyorum. Dans etmek için insanın vücudunu bilmesi gerekiyor. Vücudundaki farklılıkları görüyorsun yeteneklerini keşfediyorsun. Sürekli ayna karşısında çalışarak vücudumu eğitiyorum. Kendimi çok yetenekli görüyorum.Amatör ruhumu kaybetmeden Tanrı’nın bana verdiği yeteneği geliştirmeye çalışıyorum. Sanatçının doyuma ulaşabileceğine inanmıyorum. Çünkü mükemmelin bir tanımı yok. Her zaman daha iyi ve daha güzel olacaktır.Teknoloji değiştikçe müzik tarzları değiştikçe, insanların beğenileri değiştikçe dans da, biz de değişeceğiz. Ama şunu kesin biliyorum ki, dans beni bırakana kadar ben dansı bırakmayacağım.”